Pembe Rengin Duygularda Yarattığı Fark

Pembe rengini dekorasyonda kullanmak, insanın duygularını okşayan görüntüler yaratıyor. Her renkte olduğu gibi, pembe rengini de, nerede, ne kadar, nasıl kullandığınız önemli. Sizinle hem pembe rengin kelime kökünü, hem de pembe renk kullanılarak yapılmış resimleri paylaşmak istedim.

Bazılarının altına küçük notlar düştüm.








Bir görüntünün çerçeve içinde olması gerektiğinde, bu çerçevenin rengi görüntünün etkisini de değiştiriyor. Bu resimdeki pembenin etkisine koltuğun benzer tondaki pembesi eklenmiş. Koltukta yeşil de güzel bir etki yaratırdı.



Beyaz ve pembe bir denge içinde. Eğer tekli koltuklar da pembe olsaydı, bu etkiyi yakalayamazdık. Az, çoktur. Buradaki azlık, pembenin duyguları etkileyen gücünü arttırmış. Tek başına bir kanepe, bütün etkiyi yaratmış. Büyüklüğünden çok, pembenin tonu, dekorasyondaki kararı vermiş.




Çiçekler harika, ancak siyah vazo etkileyici taraflarını güçlendirmiş. Her rengi onurlandıran bir renk vardır. Burada bu gücü siyah yüklenmiş. 










Buradaki pembe, onu onurlandıran yeşil sayesinde bütün odanın etkisini ele geçirmiş. Perde işe karışmak istememiş, ki haklı da..







Bu resme bakarken, hayal kurdum. Pembe yastıkları kaldırdım. Mor yerleştirdim kafamda. Açık yeşil yaptım. Kırmızı bile düşündüm. Sırf şu halinin güzelliğini daha iyi fark etmek için tabii ki..

Pembenin tonu harika. Geri plandaki mavi ile zıtlaşmadan, tartışmadan son dokunuzu yapmış.
Demem o ki; eğer o iki yastık pembe olmasaydı ve o pembe yastıklar sadece 2 tane olmasaydı, herşey daha farklı olurdu. 



Gri... Tabii ki, pembenin en yakın arkadaşı. Bu gizli ve gizemli bir dostluk. Aralarındaki ilişkiye başka renk karıştırmazsanız, ilişkileri sonsuza kadar tartışmasız sürecektir. 
Kendilerinden oluşmuş olan dekorasyonlar da, içinde yaşanması son derece keyif verici alanlar yaratıyor.

Geriye siz, biraz aşk ve mumlar kalıyor. 




İddiasız bir pembeye, parıldayan hali ile çerçevedeki ve abajurlardaki gri eşlik ederken, kahvenin tonları da dostluk ediyor. Ben halıyı farklı tercih ederdim. 





Çoğunluğun gri olmasına şaşırmayın. Yastıktaki ve yıldızdaki pembe olmasa, sonuç böyle olmazdı. İsterseniz, fotoğrafı bir yere kaydedin ve siyah beyaza çevirin, siz de pembenin gücünü görün. 













Dr. Süreyya Ülker ( Marmara Ü. Tıp Fakültesi Patoloji ABD) "Pembe" ile ilgili araştırmasında diyor ki;

"Kökü Farsça'da pamuk, yumuşak anlamlarına gelen penbe sözüne dayanan pembe sözü dilimizde açık kızıl anlamına gelmektedir. Farsça penbe sözünün köküyse Clauson'a göre Yunanca'da ipek böceği anlamına gelen bombux'a, Raesaenen'e göreyse Farsça panbuk'a dayanmaktadır. Eyuboğlu'na göre bu söze, pamuk çiçeğinin ilk açtığında kızıla çalan renginden esinlenilerek bu anlam yüklenmiştir. Bu renkte nesneler Farsça'da gülrenk, gütgûn sıfatlarıyla tanımlanmaktadır. Bu sıfatlar Osmanlıca'ya da girmişlerdir. Gerçekten de bu rengin doğada bulunan en güzel örneklerinden biri pembe güldür. Nitekim Almanca ile Fransızca'da da bu anlama gelen rosa , rose  adlarıyla anılır. Almanca'da gül kızılı anlamına gelen rosarot sözü de bu anlamda kullanılır . Rengin İngilizce adı olan pink sözüyse karanfil anlamına gelmektedir. Dolayısıyla pembe karanfil bu rengin pamuk çiçeğiyle pembe gülün yanı sıra, doğada bulunan bir başka örneğidir.
İngilizce'de gül anlamına gelen rose sözüyse, bir renk adı olarak, pembeye çalan kızıl anlamına gelen pinkish red olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla kızılın, pembeden daha koyu bir ayrıncını tanımlamaktadır. Geniş anlamda parlak kızılın genel adı olan Türkçe al sözü dar anlamda parlak kızılın bu açık ayrıncını da tanımlamaktadır. Kamus-u Türkî'de al koyu ve parlak pembe olarak tanımlanmaktadır. Ögel'e göre Çağatayca'da al koyu pembe anlamına gelmektedir. Bu veriler bu anlamdaki alın eski Türkçe'de kızılın açık bir ayrıncı olarak değil, pembenin koyu bir ayrına olarak değerlendirildiğini göstermektedir.
Almanca'da pembe anlamına gelen rosa ile gül anlamına gelen Rose; Fransızca'da gülle pembe, İngilizce'deyse gülle al anlamlarına gelen rose sözünün kökü Latince'de gül anlamına gelen rosa'ya dayanmakdadır. Bunun da kökü yine gül anlamına gelen Yunanca rhodondur. Bu sözün türevi olan rhodo öneki dirgerlik dilinde pembeye çalan kızıl boyaların adlandırılmasında kullanılmaktadır . Bu öneki sözlüğümüzde Türkçe al- önekiyle karşıladık.
Yunanca veya Farsça'dan bozma pembe sözünün genel dilimizde bir ölçüde yer alan Türkçe kökten karşılığı tavşan ağzıdır. Okyanus, Redhouse, Steuerwald gibi kimi büyük sözlüklerde bu anlamda yer alan bu söz Türk Dil Kurumu'nun Türkçe Sözlük'ünde yer almamaktadır. Derleme sözlüğüne göre Ordu ilimizde pembeye geyik kanı denmektedir. Bu söze geyikkanı biçiminde sözlüğümüzde yer verdik . Tavşan ağzını da onun eşanlamlısı olarak gösterdik.
Bu anlamda derleme sözlüğünde geçen başka sözler bezik (4. anlamı), bezük (3. anlamı), çiğirdiktir (8. anlamı). Bu anlamı Karaman'dan derlenen çiğirdik sözünün 1. anlamı tomurcuktur. Tarama sözlüğünden edindiğimiz bilgiye göre 14. yy'da pembe, kızıl benizler kızgu sıfatıyla tanımlanmaktaymış . Derleme sözlüğünde sıcaklık anlamına geldiği belirtilen bu sözün pembeden çok kızıl anlamına geldiği ortadadır. Dolayısıyla bu sözlerin hiçbirini bugün pembe anlamında kullanmamız uygun değildir.
Geyikkanı sözü Türk dirgerlik dilinde genellikle cıva ağılanmasına bağlı olarak oluşup kendisini çeşitli belirtilerin yanı sıra parmakların pembeleşmesiyle gösteren bir çocukluk çağı sayrılığının adı olarak önerdiğimiz geyikkanıca teriminde geçmektedir. Adı geçen terim sayrılığın İngilizce adı olan pink disease (pembe hastalık) sözünden esinlenilerek türetilmiştir.
Sözlerimize son vermeden önce pembe kavramının ayrınçlarından söz etmek istiyoruz. Bunlar çingene pembesi, şeker pembesi, tozpembe, gülkurusu, yavru ağzıdır. Kızılın pembeye çalan ayrıncına gül kızılı veya al dendiğini yukarıda belirtmiştik. Pembeye çalan sarıyaysa kavuniçi denmektedir.
Bunlardan çingene pembesi parlak pembe anlamına gelmektedir. Adı parlak geyikkanı biçiminde özleştirilebilir. Şeker pembesi çingene pembesine çalan parlak bir ayrınç olup adı parlak geyikkanı biçiminde özleştirilerek Farsça şeker sözünden kurtulunabilir. Tozpembe açık pembe anlamına gelmekte olup adı tozgeyikkanı biçiminde özleştirilebilir. Gülkurusu Redhouse'ca kirli pembe (dirty pink), Steuervvald'ce sazpembe (beigerosa) olarak tanımlanmaktadır. Buradaki Farsça gül sözünden kurtulmak için adı kirli geyikkanı biçiminde özleştirilebilir.

Yavruağzı kavuniçine çalan pembedir. Bu Türkçe söz, ne yazık ki, son yıllarda yerini dilimize batı dillerinden giren somon sözüne bırakmaya başlamıştır. Bu söz, Türkçe adı tuzlu su alası olan balığın Latince adı olan salmodan  bozmadır. Adı geçen balığın eti bu renktedir. Gerek balığın, gerek rengin İngilizce adı salmondur . Pembenin bu ayrıncına İngilizce'de somon pembesi anlamına gelmek üzere salmon pink de denmektedir. Sarıya çalan pembe (Yellowish pink) olarak tanımlanmaktadır . Yavruağzının Almanca karşılığı olarak gösterilen gelblich-rosa sözü de bu anlama gelmektedir. Tuzlu su alasının ülkemizde bilinen bir başka adı olan som balığında geçen som sözü de salmo sözünün Fransızca üzerinden dilimize giren bir biçimi olup son yıllarda o da yerini somon balığına bırakmaya başlamıştır."

Kaynak: http://turkdilidergisi.org/renkler/geyi.htm
back to top