Ocağın Altını Biraz Kısabilir misiniz?

Biliyorum, eviniz bir araştırma labaratuvarı değil. Kaç adımda oda değiştirdiğinizi, ya da kaç kelvin derecesi ışık kullandığınızı, güneşin ısısına rağmen, evinizin iç ısısının dışarı kaçmasına sebep olan tuğla duvar kimyasallarını bilmiyorsunuz. Ama bir araştırmacının tekrar ederek sonuçları sık sık denemesi gibi, siz de evinizde hemen hergün tekrarla dolu yaşıyorsunuz. Kimbilir kaç kez aynı tuvalete gittiniz, kimbilir kaç kez aynı tencereyi aynı eviyede yıkadınız, kimbilir aynı yatak takımını kaç kez ütülediniz. Evinizin eşik taşının üzerinden kaç kez atladığınızı saydınız mı?

Muhtemeldir ki, hayır saymadınız ve geri kalan soruların da yanıtlarını bilmiyorsunuz.
Sorularını bilmediğiniz başka şeyler de olabilir; mesela eşinize ne kadar sayıda onu sevdiğinizi söylediğinizi bilmiyorsunuz, onu kaç kez kırdınız? Ne kadar çok sevilmek istediğinizi ne kadar söylediniz? Aslında saçlarınızın okşanmasından ne kadar hoşlandığınızı ya da kırmızı yerine beyaz laleyi ne kadar sevdiğinizi söyleyebildiniz mi?

Belki bunları da yapmadınız..

Başka şeyler de olma ihtimali var;

Mesela, kendinizi ne kadar üzdüğünüzü, işlerinizi ne kadar ertelediğinizi, yapmayı sevdiğiniz şeyleri başkaları için koşturmaktan ne kadar zamandır yapmadığınızı, kendinizi geliştirmek için ne kadar zamandır bir eğitime, seminere gitmediğinizi, sizi görmek isteyen eski arkadaşlarınıza ne kadar zamandır vakit ayırmadığınızı, saçlarınıza dipten gelen beyazların neden 3 cm olduğunu bilmiyorsunuz..:))

Size küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum,

Çok bilinen bir anekdot vardır;

Bir kurbağayı kaynar suyun içine atarsanız ( ki ben asla atamazdım ) zıplayıp "Yandım Allah" diye kaçar. Can acısı büyüktür. Olmaması gereken bir yerde bulunmak zorunda bırakıldığını fark etmesi saniyenin daha altında bir süre sürer.

Ancak altını çok kıstığınız bir tencereye attığınız ( ki ben atamazdım ) bir kurbağa ısıtıldığını fark etmeyecektir. Yavaş yavaş ısınan su onu gevşetir, bir süre sonra kıpırdayamayacak hale gelir.

Tabi ki, bu asla denenmemesi gerekli bir durum. Ancak, biz hayatımızda bunu kendimize çok yapıyoruz. Bazı olaylar var ki, tokat gibi yüzümüze çarpıp bizi çok acıtınca aniden tepki gösteriyoruz ve kendimizi korumaya alıyoruz. Bazı olaylar da var ki, bizi incitme süresi çok yavaş ilerliyor ve kaynayan değil, ısıtılan kazandaki kurbağa gibi kendimize ettiklerimizi ve bize edilmesine izin verdiklerimizi fark etmiyoruz.

Sonuç; değişmeden geçen koca bir ömür. Hiç gerçekleşmediğine hayıflanılan hayaller, gerçekleşmeyen şeyler yüzünden üzerimizdeki sebebini bilemediğimiz sinir ve bunları en yakınlarımızdan çıkarmamız..

Sebep ev sahibi, sebep eş, sebep patron, sebep kendiniz olabilirsiniz.. Sayısız ihtimal var.


Funda Pekkutsal diyor ki bugün sana;
" Türlü sebepler ile neleri ertelediğinizi düşünmeye başlarken, ocağın altını da kısmak istersiniz belki :)))"


Sevgilerimle,
İçmimar Funda Pekkutsal
rengezadesign@gmail.com

back to top