Bu Kaydıraktan Hiç İnmek İstemiyorum

Boyumdan büyük basamaklar var etrafımda, boyum da yetmiyor, bacaklarım da, kollarım da..

Tırmanmaya çalışmamı istiyorlar.. Orada, tepede, o herkesin çıkmak istediği yerde birşeyler varmış. Kendi hikayemin peşinden gitmeme engel olacak kadar cazip ve mutlaka görülesi olduğunu söylüyorlar. Tırmanmak için hikayemden uzak duruyorum pek çokları gibi.. Sonra bir kaydırak görüyorum, hemen o koca basamakların yanında.. Yüzümde, çillerimin arasından bir gülümseme açıyor yüzümde... Hani çiçektim ya ben..

Koşuyorum, kumlara düşüyorum.. Kalkıp yeniden koşuyorum. Rüzgar yüzüme dokunuyor.. Kuşlar benimle uçuyorlar. Kaydıraktan kaymak için merdivenlere doğru koşuyorum.. Büyük bir aşkla koşuyorum.. Küçük ayaklarıma uygun, minik ellerimin saracağı merdivenin üzerine hızlı hızlı çıkıyorum. Ne düşmekten korkuyorum, ne kayamamaktan.


Sonra yükselir yükselmez, bulutlara yazılmış satırlar ilişiyor gözlerime.. "Haydi.. Hikayen seni bekliyor"

Ben özgürce kendi hikayeme doğru kahkahalar atarak kayarken, lekeleri ortaya çıkmış ellerimi, beyazları çıkmış saçlarımı ve aynaları daha az mı görsem diye düşündüren çizgilerimi unutuyorum. İçimdeki çocuk, gerçek ben, kaydıraktan kayarken mutluluktan uçuyor. Kanatlarım gökyüzüne değiyor.

Yağmuru başlatmak istiyorum, üstüm iyice kirlersin diye..

Hiç bir deterjanın çıkarmayacağı lekelere sahip olmak istiyorum.

Dişlerim yediğim çikolatalardan çürürse ne olurmuş ?

Saçlarım da bitler çıksın. Ne olacak onlara da yuva lazım..

Hiç bir sınavdan geçmemek, hiç bir yazılıya, sözlüye kalkmamak ve büyüklere neden küçük olduğumun hesabını vermek istemiyorum.

Her sabah annemin kaldıracağı saatten önce kalkmak, her gece herkesin yat dediği saatten daha geç yatmak istiyorum.

Televizyonlara çıkan ağlayan annelerin görüntülerini durdurup, onlara sarılmak ve "Ağlama tamam mı, bak ben varım ve seni seviyorum" demek istiyorum.

Kurban Bayramlarında, öldürülmeye çalışılırken, canını insanın elinden kaçıran hayvanları görünce, televizyonun içine elimi uzatıp, hepsini kendi masalıma almak istiyorum. Hani şu hiç ölemedikleri masallara..

Kadınlarını bıçaklayan ve silahla öldüren erkeklerin ellerinden, onları alıp çiçeğe çevirmek ve kulaklarının arkasına takıp, hepsini sadece çocukların olduğu ve herkesi oyun oynadığı bahçelere götürmek, çocukken babalarından ve annelerinden şeker çikolata bekledikleri günlere gizlemek istiyorum. Her birinin karşı penceresine şimdi dövdükleri kadınları yerleştirmek istiyorum. Çocuk halleri ile.. Yüzlerinde çikolata lekeleri ile..

Bahanesi olmasın diye, hiç yalan öğrenmesinler diye, politikayı ortadan kaldırmak ve aynı gökyüzü altında herkesin nasıl da eşit ve herkesin nasıl da herşeye çocuk başladıklarını hatırlatmak istiyorum.

Ben giysilerimizi, gözyaşları yerine sadece yağmurlar ıslatsın istiyorum.

Ben, başkasının çocuğunu kendininki gibi gören ve kocaman yürekli babaların, kocaman yürekli annelerin paylaştığı bir bahçenin meyvelerini yiyen çocuklardan olmak istiyorum.

Her ağacın çocuklar aşırsın diye meyveler verdiği, daha fazla boyayan vişneleri, daha çok balon yapan çikletleri, her köşeye bırakılmış elma şekerlerinin kapışıldığı bir dünyayı düşlüyorum.

Palyaçoların çocukları güldürmek için işsiz kaldığı, kralların çocuk, aşçıların çocuk, parayı basanların çocuk olmasını istiyorum. Ben sonu hapishane olmayan monopoly oynamak istiyorum.

Hastalıkların tedavisine para alınmayan, her gözyaşının biriktirilip ilaç yapıldığı bir geçmişin büyüklerinin, bir zamanlar ağladıklarını ve bir zaman sonra ağlayabileceklerini unutmadan ölümü öteleyebildikleri dualar ve doktorlar istiyorum.

S, a, v, a ve ş harflerinden oluşan, her dilde ve her şekilde insan canı alan her türlü saçma ideolojiye hizmet eden mücadelerde, herşeyin oyuncaklara dönüşmesini istiyorum.

Ben askerlerin oyuncak bile olamadığı, Fred Çakmaktaş ile Barni Moloztaş'ın ayakları ile yürütebildiği arabalarla, dünyanın halini bana anlatacak bir bilgenin kucağında uykuya dalmaya gitmek istiyorum.

Ben bu kaydıraktan hiç inmemek istiyorum...


Funda diyor ki bugün sana ;
"Sakın #çocuk olduğunu unutma.. Eskiden, şimdi ve gelecekte.."

Sevgilerimle,
İçmimar Funda Pekkutsal
rengezadesign@gmail.com





back to top