Biraz Kilo Alırmıydınız?

Bugünlük, kapılardan geçemeyecek kadar kilo aldığınızı hayal etmenizi rica edeceğim.

Her gün geçtiğiniz kapılardan geçemiyorsunuz. Hani şu elinizde tabaklarla, rahatça mutfağa girişinizi hatırlayın. Eliniz istediği kadar dolu ve keyifle girip çıkıyorsunuz.

Bugünlük öyle değil. Bırakın elinizin dolu olmasını, kendinizi bile geçiremiyorsunuz. Kalçalarınızı çevirdiniz olmadı.. Sürterek içeri girip çıkıyorsunuz. Nefes nefesesiniz. Amaaaan, bu kapı da amma darmış !!!!

Büyüyen siz değilsiniz, kapılar küçüldü :)
Bir marangoz mu çağırsak acaba.. Şu kapıyı biraz açtıralım..
Yok dur biraz dinlenelim, düşünelim, öyle karar verelim.

Salona gidiyorsunuz. Oturmak istiyorsunuz, koltuklar dar. Hele şu eskiden oturmayı çok sevdiğiniz berjere içiniz giderek bakıyorsunuz. Çok severek almıştınız, şimdi uzaktan izliyorsunuz. İçine oturmanıza imkan yok. Hatta şöyle bir niyet ediyorsunuz, olacak gibi değil. Koltukçuyumu çağırsak acaba?

Şimdiiii.. Gelelim ne demek istediğimize;

Kilolarımız, pantalonlarımızın bedeni ile alakalı olmadığı ve sağlığımızla ilgili olduğu gibi, koltukların ebatları da ideal yaşam alanlarını kişinin hayallerine göre yaratmak içindir.

Araç olarak kişinin amaçlarını gerçekleştirmek için kullanılır.

İçine sığan bedenlere hizmet etmek için değil. Esas hizmet, beden aracılığı ile gelen başka bir değeri ayakta tutmaktır.

İçmimarlıkta ergononik ilkeler vardır. Yani kişinin beden ölçülerinin, yapabilirlik değerlerinin ortaya çıkardığı minimum, optimum ve maksimum ölçüler bulunur. Buna göre ideal yaşam alanları oluşturulur. Yani, evet ölçüler önemlidir ancak, amaç için önemlidir.

Odanızdaki berjer, içeride bulunan şifonyer veya koridora sırf güzel olsun diye aldığınız metal ayaklı raflar, sizin güzellik beklentilerinizi tatmin etmekten daha öte amaçları bulunur.

Fabrikasyon sisteme geçilip, ihtiyaçları karşılama başlığı altında, birbirine benzer şeyler üretmeye başlandığında, insanların seçme kabiliyetleri sınırlandı. Üretimin çokluğu, kolaylığı, alınabilirliği cazip olsa da, kişinin "Kendisi olma" serüvenine de derin bir darbe vuruyor.

Bugün ya da yarın veya başka bir gün alışverişe çıkacaksınız. Kilonuz yerinde ve kapılardan geçebiliyorsunuz. Evinize ne alırsanız alın, size güzel, çekici ve alınası olarak sunulan şeylere uzanmadan önce iyice bir düşünün.

O evde yaşayan sizin hayallerinize hizmet edecek mi?
Alacağınız koltuk, "alt tarafı bir koltuk" diyeceğimiz bir eşya değil.
Hayatınızın hiç tahmin etmediğiniz bir bölgesini etkilemek üzere evinize giriyor olabilir.


Funda diyor ki bugün sana;
" Bedenine değil, ruhuna hizmet eden bir ev yarat. Bundan uzaklaştığını düşünüyorsan, değişmek için bir şansın var. Uyuduğun bahçeden çık ve yarattıklarına yeniden bak."


Sevgilerimle,
İçmimar Funda Pekkutsal
rengezadesign@gmail.com








back to top