Merhaba Baba

Değer verdiğim bir arkadaşım, babasının ölümü nedeniyle İstanbul'a gelmişti. Başka bir şehrin telaşlarında yaşayan Selim; iri yarı ve gönlü bedeninden de büyük, çocuk masumiyetiyle yarışacak yüreği olan pamuk bir adamdır. Bedeninin o iri boşluklarını, sevginin hafif ve ağırlık yapmayan, egodan uzak fekadarlıkları ile doldurmuştur. Her zaman dert edecek bir başkalarının derdi vardır hayatında. Hatta başkalarının yüreklerindekine ilaç olmaktan kendi hayatına yer kalmamıştır. Annesinin şeker hastalığı ile erken gidişi ona babasını bırakalı 5 sene olmuştu. 42 yıllık hayatında bu zor olan tek 5 sene değildi.

Uzun süredir, babasının evlenmesine izin vermediği hayat arkadaşı ile İstanbul dışında yaşayan Selim, koca adamlığının babasının ricalarına küçük kaldığı, koca İstanbul'dan taşınmış ve ekip biçeceği bir arazi bulmuştu. Uzun süredir de buralara uğramıyordu. Ta ki, babası ölene kadar.

Karışık, zahmetli ve bir o kadar da gözyaşı dolu bir haftadan sonra, geldiğinde beni aradı ve Bağdat Caddesinin ara sokak kafelerinden birinde oturduk, kendimize kremalı kahve sipariş ettik. Her zaman caddenin telaşındansa, bir ara sokak sakinliği arayan Selim'in buluştuğumuz gün sakin bir kafede oturma sebebi göz pınarlarına birikmiş yaşlardı. Gözlerimin içine bakarak, ıslak ve ağlamaya hazır sözleri ile mırıldandı. "Yorgunum" dedi. Ağlamak için garsonun masaya gelip gitmesini beklediğinin farkındaydım. Önce ikinci bir söz çıkamadı ağzından. Sonra genç ve parlak altın evlilik yüzüğü ile masaya kahveleri getiren genç çocuğunun eline kaydı gözü. Hatta yetinmedi "Evli misiniz" diye sordu.

"Evet" dedi genç çocuk; "Yeni evlendim"

"Hayırlı olsun" dedi Selim, "Mutluluklar dilerim"

Teşekkür edip masada bizi başbaşa bırakan garson çekildikten sonra, çantasından küçük bir defter çıkardı. Kalın ve içi yolda yazıldığı belli olan karalamalar ile dolu defterde, net ve diğerlerine göre açıkça belli olarak okunan satırlar vardı. O sayfayı açtı ve bana uzattı. "Benim için okur musun?" dedi. Senem ( hayat arkadaşı) bile okumamıştı daha. "Babamı defnettikten sonra yazdım" dedi.

"Merhaba Baba !! Yılların ördüğü, her ilmeğini benim ısrarla sadeleştirdiğim, senin ise ısrarla karmaşıklaştırdığın hayat halısına işlediğin deseni seninle birlikte emanetçisine vermeye gelmiştim. Söylemek istediğim çok şey vardı. Yüzüne söylemeye cesaret edemediğim ve şu koca adamın seni üzecek korkusu ile sakladığı şeyleri bu defter öyle çok gördü ki. Keşke diye başlayan hayallerimle dolu defterim. Tabii ki sayende. Senden nefret etmiyorum. Kızgınım ama nefret etmiyorum. Annemin hayatın tadını aldırmadığın günlerinin sayısı kadar kızgınım ve senin uğruna evlenmediğim hayat arkadaşımın göz yaşları kadar kızgınım. Daha ne olsun. Ama sana kocaman bir teşekkür borçluyum. Herkesin olmak, öğrenmek ve büyümek için tırnakları ile kazıdığı hayatın içinde, ne yapmaları gerektiğini bilmek için koşturmalarının arasında ben de bir kaç şey öğrendim. Sen giderken, bu deftere son kez yazıyorum. Ben senden çok önemli birşey öğrendim;

"Ne olmamam gerektiğini !!! "

Funda diyor ki bugün sana;
"Herkesin şunu ya da bunu yap dediği kocaman bir "gereklilikler" listesini terk ediyorum. Sihrin yaşanmışlıkların enerjisinde olduğunu hiç bir zaman unutmamak için bütün önerilerimi artık hikayeler ile anlatacağım. Tabi ki izninizle. Sizin de hoşunuza gitmesini umuyorum. Yukarıdaki hikayedeki gerçek kısım son sözlerdir. Arkadaşım bana bu satırları söylediğinde uzun ama uzun zaman düşünmüştüm. Düşünülmeyecek gibi değildi. O sırada kitabımı yazıyordum. Bütün akışı değiştirdiğini ve kitaba yazdıklarıma büyük etkisi olduğunu söylemeliyim. Şimdi gerçekten babasını kaybetmiş olan arkadaşım hayat arkadaşı ile evlenmemiş olarak yaşamını sürdürüyor. Şimdi evlenmemek için başka sebepleri var. Yazdıklarım elbette tam olarak o şekilde gerçekleşmedi. Bundan sonra yazacaklarım da esas amacı iletecek tarzda şekillenecek. Küçük oynamalar ile daha lezzetli hale getirdiğim hikayenin özünde yer alan meseleyi son söz olarak paylaştım.

Hayatımda ne olmamam gerektiğini öğrendiğim insanlara çok teşekkür ediyorum. Onlar da herşeye, rağmen, görevlerini yaptılar. En başta bana rağmen :)) Sadece bunun için bile teşekkürü hak ediyorlar."

Sevgilerimle,
İçmimar Funda Pekkutsal
rengezadesign@gmail.com

back to top