Kalmanın Sessizliği, Gidişin Çığlığıydi

Gün sadece aydın değil, ışıl ışıl. Elindeki büyük karton kutuya çalışma odasınının penceresinin önünde unuttuğu küçük büyüteci koydu. Kapının önündeki yapıştırma bandını aldı ve sıkı sıkıya yapıştırdıktan sonra, salonun çocuk bahçesine bakan penceresinde büyüttüğü küçük kaktüse bakmaya gitti. Üzerinde hala çiçekler vardı. Evde birşey kalmadığından emin olmak için evin içinde gezdi. Bütün odalara sanki hiç bakmamış gibi bir kez daha baktı. Yatak odasının kapısına gelince, içeri girmeden kasaya yaslandı ve uzun uzun eskiden eşyaların olduğu yere baktı. Gözleri doldu ama, daha fazla dolduğu ve kendini zaptedemediği günler olmuştu. Elleriyle yüzünü sıvazladı, saçlarını düzeltti. Derin bir nefes aldı.
Daha önce perdeler açıkken gördüğü otelin çatısına kurulu isminin ilk yanan harfine doğru baktı. Işıl ışıl ve kıpkırmızı otel isminin ilk harfi kendi ismiyle aynıydı. Ne kadar çok şeyi geride bıraktığını bininci kez bir kez daha düşündü. Yatak odasının tam karşısındaki odada miyavlayarak kutusunda bekleyen mırmırı aldı, odadaki akıtan kalorifer peteğinin altındaki suyu biriktirdiği leğeni düzeltti ve koridora çıktı.

Kapı zili ısrarla çalıyordu. Elindeki kedi kutusunu yerine bıraktı ve diafondan "Efendim" dedi.. "Sizi bekliyoruz dedi, taşımacı şirketindeki adam".. "Geliyorum" dedi Meral..
....

Bahçeli ve pek çok kişinin hayallerini süsleyen bir eve taşınmanın zahmetli telaşıyla, soğuk bir havada taşınmıştı diğer şehre. O yalnızca bir evi değil, bir şehri ve kocaman bir hikayeyi geride bırakmıştı. Taşınalı 1,5 yıl olmuştu. Hala deli gibi içi sıkılıyordu, deli gibi üzülüyordu.

Pazar sabahının eşlerle balkonda keyfinin yapıldığı saatte, balkona çıktı.. İstanbul'un olduğu yöne doğru baktı ve ne çok şeyi geride bıraktığına bir kez daha hüzünlendi. Sürekli ağlamaktan ve terk ettiklerine hayıflanmaktan ve ne yapacağına karar verememekten o kadar çok sıkıntıda hissediyordu ki, sağlıklı düşünemiyordu. Çok şeyin değişeceğini ummuştu.

Ama birşeyi unutmuştu.. Onu da ona başka bir ses söyledi.

Çok derinlerden, tanımadığı bir sesten, onunla ilk kez konuşan ve hiç susmayacak olan bir sesten şöyle bir cümle yükseldi zihnine..Bu kalmanın sessizliği, gidişin çığlıydı;

"Giderken kendini de götürdün !!! "

Funda diyor ki bugün sana;

"Nereye gidersen git, ne şartta, ne hüzünde ya da ne mutlulukta..değişimi yaratacak olan sen, değişmeyen bir seni gittiğin yere taşıdığında sadece görüntüler değişiyor. Hüzünler, mutluluklar, keşkeler ya da adına ne dersen de onlarca, yüzlerce satırlık hayıflanmalar senden önce gideceğin yere taşınıyor.. Değişmeyeceksen, değişmeye çalışmayacaksan, umudu evin ilk misafiri, sabır ve sadakati kapının kilidi yapmayacaksan, yeni bir evin ya da taşındığın yeni şehir sana eski hayatını geri getirecek... İster bir şehir değiştir, ister aynı şehirde bir ev, götürdüğün yere "Aynı kendini" götürüyorsan değişmeyen şeyler için hayatındaki diğer insanlara kızma.. kızmayacağına şimdiden söz ver."

Sevgilerimle,
İçmimar Funda Pekkutsal
rengezadesign@gmail.com 
back to top